blog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
blog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Nisan 2012 Salı

yazılar tasınıyor

blogun teması kimi türkçe harflere kıl olduğundan başlıkta "tasınıyor" dediğim, bildiğiniz "taşınıyor", tasınmak diye bi kelime de yok zaten. aslında benim dışımda gelişen bir durum da söz konusu değil, bizzat ben taşıyorum. 

daha önce duyurusunu yaptığım üzere geçtiğimiz kasım ayından beri buranın haricinde Ankara Events'e de bir takım yazılar yazmaktayım irili ufaklı ve ara sıra olmak üzere. adından anlaşılacağı gibi ankara'da gerçekleşen etkinlikleri irdelediğim bu yazıları buradan da yayınlamaya karar verdim zira son yazdığım yasemin mori konseri yazımın henüz yayınlanmamış olması ve söz konusu sayfada duyurulan etkinlikler azaldığı gibi twitter'dan yapılan duyuruların da eskisi kadar sık olmamasından kaynaklı, site yöneticilerinin heveslerini kaybettikleri ya da başlarına bişi geldiği gibi endişeler içersindeyim. tabii bana dönüş yapmamaları yasemin mori ile ilgili negatif yorumlarımdan da kaynaklanmış olabilir...hmm...


lakin benim ankara'da gittiğim etkinliklerle ilgili ahkam kesme arzum dizginlenemediğinden ve maazallah o site yarın öbür gün 404 erörleri filan vermeye başlarsa yazılarımın elimin altında olmasını garantilemek adına oradaki yazılarımı buradan da yayınlamaya ve hatta kapsamı genişleterek sadece ankara'da değil, çok sık olmasa da şehirdışında izlediğim etkinlikleri de buraya yazmaya karar verdim. blog benim, keyif benim, kim ne karışır.

dediğim gibi o sitenin günün birinde 404 verme riskini göz önünde bulundurduğumdan yazıların linkini filan verecek değilim, her yazının tamamını buradan tekrar yayınlayacağım. ilk etapta elbet kasım ayına geri dönmüş olacağım ama fikirlerimde bir değişiklik olmadığından amaçlarına hizmet etmeye devam edecekleri kanaatindeyim. amaç neydi derseniz, bi ihtimal gitmemiş olduğunuz yerlerle veya daha önce izlemediğiniz gruplarla, sanatçılarla, tiyatro oyunlarıyla vs. ile ilgili fikir vermektir, arz ederim.

ilk yazı bunu takiben geliyooooor.

hörmetler

z.

29 Kasım 2011 Salı

yayın yayın anadolu

başlık kötü oldu...vurmayın.

eski blogum yetmedi bu blogu açtım, sonra bu blog da yetmedi Ankara Events'e salça oldum. ben dedim, gezerim dedim. gezmekle kalmam yazarım dedim. iyi demişim heralde ki bana yazdırmaya karar verdiler.

açılışı -benden bekleneceği gibi- Redd'le yapacaktım ki Hayal Kahvesi, hayal kırıklığı kahvesine dönüştü. ben de kısmet Mor ve Ötesi'ninmiş deyip Jolly Joker'e gittim, izledim, dinledim, yazdım.


işte bu da söz konusu yazım

Ankara Events'e bana bu fırsatı vermek suretiyle yeni bir uğraş yarattıkları için teşekkür eder yayın hayatımın iki taraf için de eğlenceli ve faydalı olmasını umarım...samimiyim.

19 Ağustos 2011 Cuma

kafayı çizmemek için


kafayı çizmemek için çizim yapmaya başladım.
aslında bu daha önce yapmış olduklarımdan biri lakin şu an yeni çizdiklerimi aktaracak teknoloji elimin altında değil malesef, o nedenle bu temsili resim sayılır.

bunu nisan ayında Bahadır'la gittiğimiz Redd konserini takiben, konserin ilk yarısının tamamında çalınan Pink Floyd parçalarının fena halde etkisinde olduğum sırada (konserden 5 gün sonrasında bile olsa) çizmiştim. 
çoğu dostum ve hatta aile fertlerim tarafından bile halen tam olarak anlam verilemeyen Redd saplantımla ilgili 1-2 yazı da eski blogdan gelsin. ilk karşılaşmaya ait fotoğraflar da vardı hatta. konudan konuya atlamak konusunda da sınır tanımadığım buradan anlaşılabilir. kafamı toplayabilir ve fotoğrafları editleme işine de kaldığım yerden devam edebilirsem arada gittiğim 10 (yazıyla "on") konseri de bi şekilde kafaları bulandırmayacak şekilde yazabilirim, kendime güvenim tam.
hatta şu fotoğraf düzeltme işini de bir terapi gibi sürdürmek iyi bir fikir olabilir...hımm, bunu beğendim...

3 Haziran 2011 Cuma

Bi yerden baslamam lazımdı

Aslen blog yazımına çok uzak bir karakter olmamakla birlikte "ben blogun altını üstüne getiririm moruk, kolondan kolona şahin uçururum, başlıktan havai fişek patlatırım" gibi iddialarım da yoktur. Henüz kendimden "Blogger'ım ben üzerinize afiyet" diye bahsedemiyorum yani. Daha ziyade "çok iyi blog okurum hacı" diyebilirim yeterince samimiysek.

Deneme yanılma -ya da tercihen başarılı olma- yoluyla düşe kalka yeni bir blog formatına yüksek müsadelerinizle adım atmış bulunuyorum. Müsade etmeseniz de pek bir şey farketmezdi gerçi, neticede önemli olan benim mutluluğum, değil mi a dostlar?


aslında burası için daha havalı bir görselim olduğu bir anda  aklıma geldi ve çok heyecanlandım lakin şirket bilgisayarını temizlerken eve taşımışım onu galiba, şimdi hüzünlüyüm...ama yeşil sayfayla çok uyumlu oldu o ayrı
(acaba aranan görsel gerçekten evde midir? dındındındın!)


Bu arada eski blog sayfamı buraya aktararak kafaları bulaşık teline döndürmek istemiyorum - en azından şimdilik (bi de zahmetli bi iş o şimdi, bildin mi). Belki arada bir oradan buraya çektiğim şeyler olur. Şu an için buranın bir an evvel kaynamasını istiyorum. Merak edenler için eski blog burası buyrun.