27 Mart 2013 Çarşamba

bi bu eksikti...

...diyerek kendi kendime bir de tumblr blogu edindim. yıllar yılı "enem ne de güzelmiş, bu da güzelmiş, bu tam süpermiş, öbürü übermiş" diye diye bilgisayarımın hafızasını -kim bilir bir gün nerede kullanacağımı düşünerek- daraltmama sebebiyet veren anlamlı/anlamsız kimi görselleri buraya yığarak hem kendimi hem kullandığım bilumum bilgisayarları mutlu etmek niyetindeyim. arşivcilik de bir yere kadar kardeşim, çöp ev gibi oldu buralar!

şekilde görüleceği üzere henüz hiçbir halt barındırmamakta.

"a ne şeker ^_^"

böyle boş durduğuna bakmayın, 5 dakkada değişir bütün işler... (F5'e kuvvet)

adresi bi de açık açık yazmasa mıydım? buyrun: http://kralicenintakendisi.tumblr.com/

yalnız bırakmayın bunu, çok üzülür sonra. yabancılık çekmesin, daha yeni bu buralarda ablam.


hadi ben tumblr'a gittim,
z.

29 Ocak 2013 Salı

arkadasım diye demiyorum, komik... Hadi Bakalım Gülçin Kültür

daha başlıktan belli ettim niyetimi, helal olsun bana lan! evet, bu yazımda bir arkadaşımı kıyasıya övücem, demedi demeyin. ama sırf arkadaşım diye değil, hakikaten başarılı olduğundan. valla bak!

beni pek tanımayanlar için bir girizgah, kötüye kötü demekten hiiiiç çekinmem, tokat gibi yapıştırırım, lafımı esirgemem. sırf bu yüzden facebook'ta ne yorumlarım silinmiş, bana "ben öyle değil de şöyle şeetmiştim aslen" ana fikirli ne kompozisyonlar mesaj olarak atılmıştır bir bilsen. aşina olmayana "acımasız" görünüyorum oradan bakınca. iyiye gelince, onu da feci kıskanırım, hemen oracıkta gıybete başlarım bıy bıy bıy diye, açık söyliyim.
yok yok, kıskanırım ama belli etmem.
öööyle bi kenara sinerim...
şaka bir yana yakınlarım bilirler ki bir şeyi hararetle övüyorsam nezaketen övmüyorumdur, kişi/iş övgüyü hak etmiştir bana göre.

işte Gülçin Kültür de övgüyü hak edenler klasmanında fevkalade yetenekli bir arkadaşım. siz Gülçin'i bilmezsiniz (bkz. "ünlüyle samimiyim"cilik) normal bir gününü anlatırken bile 10 kaplan gücüne sahiptir kırıp geçirme sporunda. işte sonra ne olduysa artık çevresinin gazıyla mııı, kendi kendine "du bi dakka lan...hmmm" yöntemiyle mi bilmem, her önüne gelenin kendini "cem yılmaz'dan komik" sandığı bir ülkede, hem de "kız başına" stand-up gösterisi yapmak gibi büyükçe bir taşın altına elini koydu. "muş" yani zira ben de facebook'ta etkinliği görünce öğrendim bu işe giriştiğini.

iki eliniz kanda olsa da kaçırmamanız gereken şeyler vardır, "ilkler" de bunların en önemlilerini teşkil eder. Gülçin'in ilk kez sahnelediği tek kişilik gösterisi Hadi Bakalım'a kendim gitmekle kalmadım "kontrol grubu" mahiyetinde Gülçin'i hiç tanımayan bir arkadaşımı da yanımda götürdüm, "biz tanıyoruz diye mi komik geliyor yoksa lan?" gibi bir düşünceye kapılmamak amaçlı. telaşa mahal yok, öyle bir şey yokmuş, kontrol grubu da bizim kadar çok güldü, çok eğlendi.
oley!

komiklik derecelendirmesi güç bir şeydir zira azami derecede kişisel bir olgu malumunuz. nereli olduğunuzdan, nerede yetiştiğinizden, içinde bulunduğunuz sosyo-ekonomik bikbikten, ülkenizin asya ile avrupa arasındaki stratejik köprüsel konumundan, yaşınız, cinsiyetiniz, bugüne kadar izledikleriniz, dinledikleriniz, yedikleriniz, içtikleriniz, kısacası yaşadıklarınıza göre bir espriye ya gülersiniz ya "komik mi lan şimdi bu?" ya da bi b*k anlamazsınız. bundan mütevellit "Gülçin de şöyle komik, böyle esprili" gibi bir anlatıma girişmek beyhude olacaktır. işbu nedenle diyebileceğim tek şey yarın öbür gün sağda solda afişini, etkinliğini, bilmemneyini görürseniz kaçırmayın. bişi kaybetmezsiniz, hatta akabinde gelir bi çayımı içersiniz, bana da teşekkür edersiniz. Gülçin Kültür de unutulacak gibi bir isim değil hani, tam sahne ismi ;)



oh, pek de güzel oldu
z.

not: Gülçin Kültür'ü daha sık ve daha değişik yerlerde izleyebilmenizi amaçlayan çalışmalarım var.
not 2: şimdi baktım da benim başlık da çok yaratıcıymış gerçekten...

22 Ocak 2013 Salı

halimden konan anlar...

+ dün bi konsere gittik moruk, adamlar çok iyiydi.
- kimin konseri?
+ Halimden Konan Anlar.
- kim anlar??






dalga geçmiyorum bak, bu ve benzeri diyaloglarla süsleniyor Halimden Konan Anlar'la ilgili muhabbetler. ben nerden duydum, ilk nerde gördüm, kim gösterdi, kendim mi denk geldim hiç hatırlamıyorum. kafamda beni buna yöneltebilecek 1-2 şüpheli vardı, onlar da ilk kez benden duyduklarını söylediler, komplo teorileri suya düştü. ben yaptıkları müziği tarif edecek halde değilim an itibariyle, edebilecekken yazsaydım daha iyiydi tabii ama olsun aklımda kalacağına buralara bir yere notunu düşeyim.

bizim millette hastalık bu, "bişiyi -illa- başka bişiye benzetme". kıyaslamayı tanımlama yöntemi olarak kullanmaya bayılırız. söz konusu Halimden Konan Anlar (bundan böyle "h.k.a." diye geçecektir) olunca da devreye Büyük Ev Ablukada giriyor kutsal bilgi kaynağımız, canımız (!) "ekşi"den okuduklarıma bakılırsa. yalan olmasın, "napıyo abi onlar?" diye soranlara ben de "Büyük Ev Ablukada'yı (b.e.a. diye anılacaktır gari) bildin mi?" diye sormadım değil. ha ben b.e.a.'yı çok mu bilirim o ayrı da zaten karşı taraf "yok bilemedim" dediği anda anlatıma hizmet edecek hiçbir şey kalmıyordu elimde.

şimdi benim bu b.e.a.'yı pek de iyi bilmeyen halim süregelirken karşıma h.k.a. çıkınca ilkini daha iyi öğrenmeyi pek de sallamadım açıkçası (bi de üstüne Bartu Küçükçağlayan'ın "yalan dünya'nın orçun'u"na dönüşmesinin ardından azıcık hevesim varsa o da kaçtı). dediğim gibi an itibariyle "tam da şöyle bişi" diyebilecek halde değilim ama bu yaptıklarına "alternatif" dersek işin içinden tereyağı/kıl (ıyy) ilişkisinin en güzel örneğiyle sıyrılırız zira tam tanımlayamadığımız her tür müziğe "alternatif" demek de milletimizin bir diğer hastalığıdır, acil şifalar dilerim.
adettendir...

içlerinden Cem Adıyaman'ın adını daha evvel gözümün bebeği, hayatımın neşesi Modern Sabahlar'da Ege Kayacan'dan duymuştum. velhasıl bu güzel abiler (benden çok da büyük değillerdir dimi lan? bak bilemedim onu şimdi) 28 kasım 2012'de If'te sahne aldılar, pek de güzel yaptılar. merak edenlerin bu adresten indirebilecekleri parçaları o gün kendim tekrar tekrar dinlemekle kalmadım, yancı olarak konsere sürüklemeye gayret ettiğim kişilere de dinlettim (zira en baştakine benzer diyaloglar cereyan etmişti "akşam konsere gidelim mi?" deyince). neticede konsere gittik, dinlemeden gelmiş olmasına rağmen Bahadır da çok eğlendi (öyle dedi, ben onun yalancısıyım).

Halimden Konan Anlar, telefonla anca bu kadar...

h.k.a.'yı eğlenceli kılan en önemli şey adamların sahnedeki sevimliliği ve sempatikliği sanıyorum (nasıl diyorsunuz, "enerji"?). sempatik gruplara duyduğum sevgi önceki yazılarımdan sezilmiş olsa gerek, "samimi ol, canımı ye" durumu h.k.a.'da da hakim olan. bunu dinlediğimiz diğer şeylerden ayıran ise sözler elbet (ya ne olacaktı?). melodik konuşma gibi bir durum söz konusu, bildiğimiz mevzular, doğal hitap şekilleri, günlük vaziyetler ve bazen öyle alakasız şeyler ki bununla ilgili şarkı mı olur hissiyatı yaratması da cabası (bu kalıbı ilk kez cümle içinde kullanıyorum galiba, aferin). şarkı isimlerini gördüğünüzde bir fikir sahibi olacaksınız zaten, buna inancım tam. ne biliyim bi Bıktım Bye olsun, bi Natali Portmın, bi Sergüzeşt-i Kadıköy olsun... kadıköy demişken, benim de kadıköy'de büyümüş olmam etkili olmuş mudur adamları sevmemde acaba lan? belki, biraz.
"bu neyin kafası?" gibi iğrenç bir soruya doğru koşacak değilim lakin bunlar güzel kafalar şeker kardeşim, sen de gel, bak boyu geçmiyor. karşıma gelip otursalar muhtemelen ağzımı bıçak açmaz şaşkınlıktan ama ben zaten dinlemeyi tercih ederim. siz de dinleyin, dinletin (benim konserden beri yaptığım gibi).

not: beyefendiler sağlam bir kaynaktan aldığım son dakika bilgisine göre 6 mart çarşamba günü yine if'te olacaklarmış. arayı bu kadar açmasalar iyiydi de yine giderim, yine birilerini yanımda sürüklerim. mesela o gün kayıplara karışan kuzenim...hımm...


batarken güneş ardından tepelerin...
(yine ateşi çıkmış olmasın sakın teletabilerin?)

z.

14 Ağustos 2012 Salı

nasıl diyor siz? "albüm raflarda yerini aldı"?

bu yazıyı yazmakta biraz geç kaldım gibi ama olsun, dönüşüm muhteşem oluyor blog işlerine. 4 ay kadar önce bir başka yazıda anlattığım kayıt macerasını hatırlayan hatırlar, hatırlamayanın canı sağolsun (bak link filan var orada). işte o kadar zamandır ha çıktı ha çıkacak diye bana kurdeşen (Güntaç'a kimbilir daha neler) döktüren albüm temmuz sonunda pat diye çıkıverdi nihayet.
Güntaç'tan albümün ilk fotoğrafı :)

22 mayıs'ta albümün İstanbul lansmanı Jolly Joker Balans'ta gerçekleşti. peşinden 27 mayıs'ta da If Performance Hall'da Ankara lansmanı. iki konser de birbirinden şahane geçti. daha piyasaya çıkmamış bir albümün lansman konserlerinin böylesine dolu geçmesi beni şaşırtmadı diyemem. üstelik seyirci de albümü çoktan ezberlemiş gibi eşlik edip eğlendi. 


özet olarak böyle bişi oldu :)


ankara'da da bu şekil ;)


albümden 2 hafta kadar önce de ilk klip çıktı tabii bu arada, albüme adını veren Benimle Yan'a ait. buyrun:

nassı ama?

biraz ters gidiyor olabilir miyiz? galiba :) 

yukardaki fotoğrafta dikkatinizi çekti mi bilmem, albümün şu an piyasada bulunan hali "sınırlı sayıda özel baskı" olup içersinde minik bir kitapçıkla gelmektedir, bu baskı bitmeden almanızı tavsiye ederim. içinde olduğumdan mı bana öyle geliyor bilemiyorum ama çok emek verilmiş, uzun süre sabredilmiş, içe sinene kadar uğraşılmış, aceleye gelmemiş bir iş bu. herhangi bir kalıba uymaya, kimseye benzemeye çalışmayan, Güntaç'ın içinden geldiği gibi bir iş. şimdiden tv, gazete ve dergilerde adı geçmeye, kendisi görünmeye başladı. sosyal medyayı hiç karıştırmıyorum bile.

albümü beklerken kurdeşen dökmüştük ya hani? hah, şimdi de konserleri beklerken dökeceğiz bir miktar :) olsun ;)



"biraz daha" ;)

z.

not: başlıkta bahsi geçen raflara gitmeye üşenenlere büyük hizmet: http://www.dr.com.tr/Muzik/Benimle-Yan/Guntac-Ozdemir/Albumler/Turkce-Pop-Rock/Pop-Turkce/urunno=0000000408430

aaaand this just in: 17 Ekim'de İstanbul Jolly Joker'de konser var! biletleri de burada, bekliyoruz!

21 Haziran 2012 Perşembe

orijinalinden iyi yorumlar vol.3

bazı şarkıları neden sevdiğinizi bilemezsiniz. o an içinde bulunduğunuz durumla da hiç alakaları yoktur halbuki ama gün olur, devran döner, o şarkı yerine 'cuk' diye oturuverir. birden bire kafanızda çalmaya başlayıverir. sizin beste yapmaya, söz yazmaya başlama zamanınız geliverir...

işte bu da öyle bir şarkı. aslında tam anlamıyla cover sayılmıyor belki önceki örnekler gibi. Nilüfer'in 12  rock şarkıcısı/grubuyla oluşturduğu 12 Düet albümünden favori parçam budur:


Nilüfer ft. Cingi - Unut Gitsin (2011)

daha önceki yazılara konu olan parçalar gibi, bunu da önce ikinci versiyonu dinleyerek keşfetmiş oldum. açıkçası ilk hali bende ikincisi gibi tüylerimi diken diken eden etkiyi yaratmadı. takdiri size kalmış elbet, buyrun:


Nilüfer - Unut Gitsin (1997)

şarkılar bekler...

z.

8 Haziran 2012 Cuma

nice to ''know'' you...


bundan nereden baksan 8-9 yıl kadar önce bir barda tanımadığım 30 küsür yaşında bir adam bana aynen şunu dedi:

''günün birinde, belki 27 yaşına geldiğinde, insanları kitap gibi okuyacaksın. kim ne diyor, onu derken aslında ne demek istiyor anlayacaksın.''

konu buraya neden ve nereden gelmişti, bu lafı satmak için neden beni seçmişti ve neden 27 bilinmiyor. şimdi 28 yaşındayım, bahsi geçen olgunluğa az çok eriştiğimi düşünüyorum ''yılların tecrübesi''yle, büyük konuşmuş olmak istemem.

bildiğim -ve son zamanlarda aklıma düşüp duran- şeyse şu; dostluk denen şey en basit tanımıyla
karşındakini tanıdığına pişman olmamak
ve daha da önemlisi
karşındakini seni tanıdığına pişman etmemek
üzerine kuruluyor.

belki de sadece buna dikkat etmek yeterli, gerisi geliyor.

çoğu zaman birileriyle tanışırken ''memnun oldum'' demeyi saçma bulmuşumdur zira o an sadece adını öğreniyorum. ''tanışmak'' ise ayrı bir hikaye.

''merhaba'' demeyi yeğlerim, sonrasını zaman gösteriyor.

6 Haziran 2012 Çarşamba

just wait...


burayı ihmal etmişim biraz
kim bilir nerdeydi aklım
hâlâ da dönmüş sayılmaz
yine de meydanı boş bırakmayalım